Anayasa Mahkemesi, Rekabet Soruşturmaları Kapsamında Alınan Uzlaşma Kararının Dava Edilemeyeceğine Dair Düzenlemeyi Anayasa’ya Uygun Buldu.
- 4 gün önce
- 2 dakikada okunur

Anayasa Mahkemesinin (“AYM”) 9 M6art 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 11.12.2025 tarihli ve 2025/185 E. 2025/258 K. kararı ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 43. maddesinin sekizinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmedilmiştir. Anılan fıkra, “Sürecin uzlaşma ile neticelenmesi halinde, idari para cezası ve uzlaşma metninde yer alan hususlar uzlaşmanın taraflarınca dava konusu yapılamaz” hükmünü haizdir.
4054 sayılı Kanunda 2020 yılında yapılan değişiklikler ile mevzuatımıza kazandırılan ve son yıllarda rekabet soruşturmaları kapsamında teşebbüsler tarafından sıklıkla başvurulan uzlaşma mekanizması, aynı soruşturma kapsamında uzlaşma yoluna giden teşebbüslerin uzlaşma yoluna başvurmayarak soruşturmaların son aşamasına kadar savunma yapma yoluna giden teşebbüslere göre daha ağır cezalara maruz kalması nedeniyle çeşitli tartışmalara neden olmuştur.
Bu kapsamda, uzlaşma mekanizması bakımından önem arz eden ve hukuka uygun olup olmadığı sıklıkla tartışılan düzenlemeye ilişkin hukuki belirlilik sağlamış olan AYM kararı bu çalışmamızda incelenmiştir.
AYM kararında, ilgili düzenlemenin Anayasa’ya uygunluğu, Anayasa’nın 13. Maddesinde düzenlenen temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimi ile Anayasa’nın 36. Maddesi ile güvence altına alınan hak arama hürriyeti çerçevesinde kanunilik ilkesi, meşru amaç ve ölçülülük ilkesi değerlendirilmiştir.
Kanunilik İlkesi Bakımından Yapılan Değerlendirme
Kanunilik ilkesi bakımından yaptığı değerlendirmede, AYM, kanunilik ölçütü uyarınca Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında mahkemeye erişim hakkını sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olması gerektiğini belirtmiştir. Bu kapsamda, 4054 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinde, para cezasının miktarının belirlenmesi bakımından esas itibarıyla yıllık gayri safi gelirin kıstas alındığı, miktarın belirlenmesinde de bu gelire oransal olarak sınır getirildiği, uzlaşma mekanizması uyarınca teşebbüslere yeterli bilginin iletildiği ve dava edilemeyen para cezasının miktarının ne olabileceğinin kişiler bakımından tümüyle bilinemez olmadığı vurgulanmıştır. Bu doğrultuda, kanunilik ilkesi kapsamında aranan belirlilik, ulaşılabilirlik ve öngörülebilirlik şartlarının sağlandığına kanaat getirilmiştir.
Meşru Amaç Bakımından Yapılan Değerlendirme
Meşru amaç yönünden ise, AYM, uzlaşma kararlarının dava edilemezliğine ilişkin düzenlemenin rekabet ihlallerine yönelik soruşturmaların neden olacağı kamusal maliyetlerin azaltılması ile ihlalin ve sürecin hızlı ve kesin bir şekilde sonlandırılmasına, bu suretle dava süreçlerinin neden olacağı kamusal maliyetlerin azaltılmasının amaçlandığına ve kuralın kamusal kaynakların korunması ve yargının iş yükünün azaltılmasına yönelik meşru bir amaç taşıdığına kanaat getirmiştir.
Ölçülülük İlkesi Bakımından Yapılan Değerlendirme
AYM, ölçülülük ilkesinin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluştuğunu belirterek bu ilkeler yönünden ayrı ayrı incelemeler yapmıştır.
Uzlaşma metninde yer alan hususlar ve idari para cezasının dava konusu edilemeyeceğini öngören kuralın rekabet kurallarına aykırı eylemlere yönelik sürecin daha az kaynakla ve hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulması ve bu kapsamda yargının iş yükünün hafifletilmesine katkı sunması itibarıyla elverişli olduğu sonucuna varılmıştır.
Gereklilik yönünden ise kuralda öngörülen düzenlemeden daha hafif bir sınırlama aracı ile meşru amaca ulaşılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
Orantılılık bakımından ise uzlaşma mekanizmasının gönüllülük esasına dayalı olduğu ve tarafların ihlalin varlığı ve kapsamını kabul etmemesinin mümkün olduğu ve dolayısıyla uzlaşmanın taraflar bakımından bir zorunluluk teşkil etmediği değerlendirilerek düzenlemenin orantılı olduğu belirtilmiştir.
Sonuç
İncelediğimiz AYM kararı ile uzlaşma mekanizmasının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin önemli bir belirsizliğin giderildiği değerlendirilmektedir. Bu kapsamda, bundan sonraki süreçte rekabet soruşturmaları kapsamında uzlaşma mekanizmasına başvurmayı düşünen teşebbüslerin idari para cezası ve uzlaşma metninde yer alan hususlar bakımından dava yoluna başvuramayacaklarını göz önünde bulundurarak hareket etmesi gerekecektir.
YAZARLAR

Nuri Melih İnce

Lara Bayrakdar



