top of page

AVRUPA KOMİSYONU İŞ GÜCÜ PAZARLARINDAKİ REKABET HUKUKU UYGULAMALARINA İLİŞKİN POLİTİKA ÖZETİ YAYIMLADI.



Bilindiği üzere, iş gücü pazarları son dönemde dünyadaki farklı rekabet otoriteleri tarafından yoğun biçimde incelenmeye başlandı. Ülkemizde de son yıllarda Rekabet Kurumu tarafından iş gücü piyasalarına ilişkin çeşitli soruşturmalar yürütülmüş olup halihazırda bazı soruşturmalar devam etmekte. Bu kapsamda, Avrupa Komisyonu (“Komisyon”) da Mayıs ayının başında iş gücü pazarlarında rekabet hukuku uygulamalarına ilişkin görüş ve politikalarını açıklar nitelikte bir Politika Özeti yayımladı.


Komisyon, Politika Özetinde özellikle iş gücü pazarlarındaki ücret tespiti ve çalışan ayartmama anlaşmalarına dikkat çekiyor. Genel olarak; ücret tespiti anlaşmalarının, teşebbüslerin işçilerin ücretlerini ve çalışma şartlarını birlikte belirlemesini; çalışan ayartmama anlaşmalarının ise teşebbüslerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamaya veya iş teklifi sunmamaya yönelik uygulamalarını ifade etmek için kullanıldığını söyleyebiliriz.


İlgili Politika Özetinde; bu tip anlaşmaların iş gücünün mobilitesini sınırladığı, üretken çalışanların teşebbüslere etkin dağılımını sınırladığı, inovasyonlar ve işletmelerin üretkenliği üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceği ve bu sebeple rekabeti kısıtlayıcı yönlerinin ağır bastığı vurgulanıyor. Bu durumun teşebbüsler arasındaki rekabeti kısıtlamasıyla iş gücü pazarında düşük ücretleri tetiklediği de belirtiliyor.


Politika Özeti kapsamında; iş gücü pazarlarındaki rekabeti kısıtlayıcı anlaşma ve uygulamalar, Avrupa Birliğinin İşleyişi Hakkında Antlaşmanın (The Treaty on the Functioning of the European Union) (“TFEU”) 101. maddesi bağlamında değerlendiriliyor. TFEU 101/1 hükümleri kapsamında, özellikle ücret tespiti ve personel ayartmama anlaşmalarının genellikle doğası gereği amaç itibarıyla rekabeti amaç bakımından kısıtlayan anlaşmalar olarak kabul edildiği ifade ediliyor.


Bunun yanı sıra, iş gücü pazarlarındaki rekabeti kısıtlayıcı anlaşmaların genellikle çalışanların daha düşük ücretlerle çalışması ile sonuçlandığı ifade edilerek, bu anlaşmaların TFEU 101/3 bağlamında muafiyet için aranan somut faydaları sağlamasının zor olduğu değerlendiriliyor. Ayrıca, çoğu zaman iş gücü pazarlarındaki rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalar ile varılmak istenen hedeflere rekabeti daha az kısıtlayan araçlarla ulaşmanın mümkün olduğu ve bu hallerde ilgili anlaşma muafiyet tanınmaması gerektiği belirtiliyor.


Fakat belli koşullar altında, ücret belirleme ve çalışan ayartmama anlaşmalarının başka tür anlaşmaların yan sınırlaması[1] olarak değerlendirilebileceği ve bu durumda anılan anlaşmalara yaptırım uygulanmayacağı kabul ediliyor. Ancak, bu türden anlaşmaların yan sınırlama olarak kabul edilebilmesi için;


  • Taraflar arasında rekabeti kısıtlayıcı olmayan bir esas anlaşma olması,

  • Yan sınırlamanın esas anlaşma ile doğrudan ilgili olması,

  • Yan sınırlamanın esas anlaşmanın uygulanabilmesi için objektif olarak gerekli olması,

  • Yan sınırlamanın orantılı olması,


şeklinde dört kümülatif şart aranıyor.


Bu bağlamda, geçerli bir yan sınırlamanın varlığından söz edebilmek için ise,

  • Rekabeti daha az kısıtlayan seçeneklerin mevcut olmaması,

  • Yan sınırlamanın taraflar arasındaki tüm çalışanları değil, yalnızca esas anlaşmanın konusuyla ilişkili çalışanları kapsayacak şekilde dizayn edilmiş olması,


şartlarının sağlanması gerektiği ifade ediliyor.


Son olarak, iş gücü pazarlarının genelde ulusal, bölgesel veya yerel düzeyde ele alındığına ve bu nedenle iş gücü pazarlarına yönelik incelemelerin çoğu durumda ulusal rekabet otoriteleri tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.


Politika Özeti, doğrudan hukuken bağlayıcılığı olan bir belge olmasa da Komisyon’un iş gücü piyasasında rekabet hukuku uygulamalarına bakış açısını göstermesi yönünden önem taşımaktadır. Özellikle ülkemizde de iş gücü pazarlarına yönelik rekabet soruşturmalarının gündemde olduğu bu dönemde teşebbüslerin uyum politikalarında Komisyon’un görüşlerini göz önünde bulundurması faydalı olacaktır.

 


[1]        Bir anlaşmanın taraflarına getirilen ve anlaşmanın özünü oluşturmamakla birlikte, anlaşma ile ulaşılmak istenen hedeflerin tutturulması için gerekli ve bu hedeflerle doğrudan ilgili olan kısıtlamalardır.

 



コメント


bottom of page