top of page

VAKIF ÜNİVERSİTELERİ HASTANELERİNE KARŞI AÇILAN MALPRAKTİS DAVALARINDA HANGİ MAHKEME GÖREVLİDİR?



Sağlık kurum ve kuruluşlarının sunduğu sağlık hizmetlerinin kusurlu olmasından kaynaklanan davalar, bir başka deyişle malpraktis davaları, sağlık sektörü bağlamında yargıya en çok intikal eden konulardan biridir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin yakın zamanda vermiş olduğu 26 Ocak 2022 tarih ve 2022/9 E. ve 2022/285 K. sayılı karar (“Karar”) ise, vakıf üniversiteleri hastaneleri tarafından sağlanan sağlık hizmetinin kusurlu olmasından kaynaklı davalarda hangi mahkemelerin görevli olacağına dair tereddütlere yol açacak gibi görünmektedir.


Anılan Kararda; Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Davalı tarafın vakıf üniversitesi hastanesi olduğunu ve kamu tüzel kişiliğine haiz olduğunu belirtse de; ticari veya mesleki amaçla hareket eden girişimci sıfatıyla Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca sağlayıcı kapsamına girdiğini, davaya konu sağlık hizmetini alan kişi tüketici sıfatına haiz olduğundan taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tüketici işlemi sayılacağını belirtmiştir. Bu açıklamaların ışığında, ilgili ihtilaf bakımından tüketici mahkemelerinin görevli olduğu yönünde karar tesis edilmiştir.


Anılan Karar, vakıf üniversiteleri hastanelerinin sundukları hizmetleri kamu hizmeti olarak nitelendiren ve bu nedenle bu sağlık kuruluşların sunduğu sağlık hizmetlerinin kusurlu olmasından kaynaklanan davalarda idari yargının görevli olduğu yönünde hüküm tesis edilen geçmiş tarihli Uyuşmazlık Mahkemesi[1] ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu[2] kararları ile çelişmektedir.


Konunun toplumun geniş kesimini ilgilendirdiğini, konuya ilişkin çok sayıda derdest dava bulunduğunu ve son yıllarda vakıf üniversiteleri hastanelerinin sayılarının arttığını ve bu kuruluşlar tarafından sunulan hizmetlerin çeşitlendiğini göz önünde bulundurarak; uygulamanın sağlıklı işlemesi adına anılan kararlar arasındaki çelişkini giderilmesi ve bu tür davalarda hangi mahkemenin görevli olduğuna dair yeknesaklık sağlanması gerektiğini düşünmekteyiz.

[1] Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 28 Mayıs 2020 tarih ve 2019/895 E. ve 2020/311 K. sayılı kararı [2] Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13 Mayıs 2015 tarih ve 2014/566 E. ve 2015/1339 K. sayılı kararı

Comments


bottom of page